GEÇİŞ EKONOMİLERİNDE KARŞILAŞILAN SORUNLAR

        1. GEÇİŞ EKONOMİLERİNDE KARŞILAŞILAN SORUNLAR

              Piyasa temelli ekonomik sistemin oluşturulması zor ve uzun bir süreçtir. Bu süreç ekonomik faaliyetlerin yaygınlaşması ve insanların yeni dürtülere, kurumlara ve kısıtlamalara alışması için zaman gerektirmektedir. Kısacası ilerleme kaydetmek hiç de kolay değildir. Fakat yapılan reformlar zamanla bunu kolaylaştırmaktadır. Yararların ortaya çıktığı ve büyümenin hızlandığı zaman değişim hızı yükselmektedir. Bu üretim miktarının değişmez olduğu kumanda ekonomilerinde keskin şekilde farklılık gösteren bir durumdur.

              Başlangıçta politik değişimi izleyen ekonomik çöküş nedeniyle geçiş sürecinde karşılaşılan sorunlar çok daha zor olmuştur. Kumanda ekonomisinin dağılması her şeyin yeniden başlatılması anlamına geliyordu. Hangi varlıklar özel veya özel girişimci kesimlere devredilmeli ve onlar tarafından değerlendirilmeliydi. Ekonomik faaliyetlerin her aşamasında insanlar her şeyi kendileri düşünüp uygulamak zorundadır (yasal altyapının yetersizliği nedeniyle) (Demir, 2004, s.83).

              Politikacıların da piyasa temelli ekonomide kendi fonksiyonlarını öğrenmeleri gerekiyordu. Yavaş bir geçiş süreci mantıklı görünmüyordu. Böylece, piyasa ekonomisinin temel yapısının olabildiğince hızlı bir şekilde yerleştirilmesi gerekiyordu. Bu doğrultuda fiyat ve ticaretin liberalizasyonu, özelleştirme ve vergi sistemlerinin oluşturulması ilkin uygulamalar olmuştur. Bunun yanında üretimdeki düşüşü durdurmak ve büyümenin sağlanabilmesi için sıkı mali politikalar içeren istikrar programları uygulanmıştır. İstikrar politikaları sonucu sağlanan büyümenin kalıcı olması için yapısal destek niteliğinde yasal ve kurumsal desteklerin sağlanması amacıyla yasal reformlar gerçekleştirilmiştir.

              MDAÜ ve Baltık ülkelerine göre piyasa ekonomisine geçişte daha yavaş hareket eden BDT ülkelerinde son yıllarda yaşanan olumlu gelişmelere rağmen bazı yapısal sorunlar halen devam etmektedir. Bunların başında tam rekabet ortamının oluşturulamaması ve yolsuzluk olayları gelmektedir.

              BDT ülkelerinde özel sektörün son yıllarda ekonomide hakim sektör haline gelmesine rağmen rekabet ortamını sağlayacak yasal düzenlemelerin yetersizliği rekabet ortamını olumsuz etkilemekte ve özel sektörün daha da gelişmesini engellemektedir.

              Diğer önemli bir sorun olan yolsuzluk ise ekonomik ilişkiler üzerinde doğrudan etkili olması yanında, toplumsal ilişkilerin her alanında ortaya çıkması nedeniyle toplumsal ahlaki değerleri de yozlaştırmaktadır.

              Yolsuzluk, iktidar tarafından atanmış veya seçilmiş kişilerin bu yetkileri özel amaçları doğrultusunda kullanması veya buna teşebbüs göstermesidir. Yolsuzluk çok boyutlu alanlarda ve çeşitli şekillerde ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden onu basitçe üç kategoriye ayırabiliriz (Altay, 2004, s.21):

              i. özel veya önemsiz yolsuzluk,

              ii. kamu veya yönetsel yolsuzluk: hükümet resmilerinin rant satması kamusal kazanç sağlaması,

              iii. genel yolsuzluk: yasaları değiştirilmesi veya yargı yetkisi sayesinde özel amaçlar için yapılan yolsuzluk.

              Yolsuzluk yayılma alanında, kamusal davranışlarda ve yasal sistemde ülkelere göre farklı şekillerde değişmektedir. Bazen yolsuzluğun gelişmekte olan ülkeler ve geçiş ekonomilerde gerçek bir sorun olmadığı tartışılmaktadır. Batılı’lara göre bu kültürlerde var olan yolsuzluk farklı özgün “ailevi değerler”in ortaya çıkardığı bir davranış biçimidir. Bu ise, gerçek dışı olup nepotizm ve yolsuzluğun karıştırılmasıdır. Özellikle yolsuzluğun tanımında belirtmiş olduğumuz son iki husus bu ülkelerde yaygın bir şekilde yaşanmaktadır.

              Geçiş ekonomileri için spesifik olan bir durum da geçiş sürecinin sosyal maliyetinin yüksek oluşudur. Sosyalist ekonomik sistem içinde dünyanın diğer bölgelerine göre sosyal açıdan daha eşitlikçi bir düzen içinde yaşamış olan bu toplumlar sistem değişimi sonucu ağır sosyal sorunlarla karşı karşıya kalmışlardır. Bu durum özellikle üretim düşüşlerinin yaşandığı ve sıkı mali politikalarının uygulandığı ilk yıllarda gerçekleşmekle beraber günümüzde de devam etmektedir.

              Geçiş sürecinin sosyal maliyetini şu şekilde özetleyebiliriz:

              - Yoksullaşma,

              - İstihdamdaki Düşüş,

              - İşsizlikteki Artış,

              - Gelir Dağılımı Eşitsizliğinin Artması,

              - Kamu Hizmetlerinin Kötüleşmesi ve Sunumunun Zorlaşması,

              - Hastalıkların Yaygınlaşması,

              - Doğum Oranındaki Düşüş,

              - Ölüm Oranının Yükselmesi,

              - Nüfusun Azalması,

              - Suçluların Artması,

              - Yolsuzluğun Artması,

              - Askeri Çatışmalar.

              Sosyal maliyetinin en fazla yansıdığı kesimler ise sanayi çalışanları, bütçe çalışanları, emekliler, kırsal kesim, çocuklar, mülteci ve kimsesiz insanlar, tasarruf sahipleri vb. olmuşlardır.

              Geçiş sürecinin getirdiği sosyal maliyetlerin ortadan kaldırılması için geçiş ekonomisi ülkeleri bu konuda uluslar arası işbirliği çerçevesinde de hareket etmektedirler. Özellikle yoksulluğun azaltılması yönünde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Dünya Bankası’yla yapılan ortak işbirliği kapsamında ortak kısa ve uzun vadeli programlar hazırlanarak uygulanmaktadır.

              Geçiş sürecinin getirdiği sorunların çözümü kuşkusuz kısa zaman periyodunda çözülmesi kolay olmayan türdendir. Geçiş döneminin başlarında en önemli sorun olarak görülen büyüme eksikliği bu gün ortadan kaldırılmış, çoğu ülkede dikkat çekici büyüme trendi sağlanmıştır. Bu aşamada en önemli sorun bahsettiğimiz sorunların ortadan kaldırılmasıdır. Bu da büyük ölçüde yasal ve kurumsal çerçevenin doğru bir şekilde tahsis edilmesini gerektirmektedir. Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, mülkiyet hakları, rekabet ortamı gibi yapısal çerçevenin sağlıklı bir şekilde oluşturulması günümüz geçiş ekonomilerinin yapması gereken önceliklerdendir. Altyapı niteliği taşıyan bu tür çerçevenin oluşturulması büyümenin sürdürülebilirliğini (devamlılığını) sağlarken, bahsettiğimiz sorunların da giderilmesini kolaylaştıracaktır (Akalın, 2002, s.24).

 

          1.1. Geçiş Ekonomilerinde Karşılaşılan Ekonomik Sorunlar

              Sovyetler Birliği’nde “mali disiplin” bilimsel araştırmaların konusu olmamıştır. Sosyal güvenlik, hükümetin kamu kuruluşlarına desteği ve sivil hizmetlerin sağlanması araştırma konularının başında gelmiştir. Böyle bir durum bütün ekonominin harcama yönlü olması gerçeğiyle açıklanabilir. Bu nedenle, kamu harcamalarının yönetim ve kontrolünün sağlanmasının gerekliliğine ihtiyaç duyulmamıştır. Sadece kamu harcamalarının dağılımı ve önceliği sorununa önem verilmiş, kamu fonlarının etkinliği ve toplam mali disiplinin sağlanması dikkate alınmamıştır. Bu sebepten geçiş sürecinin ilk yıllarında geçiş ekonomilerinin tamamında mali disiplin sorununun yaşandığı bilinmektedir.

 

          1.2. Geçiş Ekonomilerinde Mali Disiplin Sorununun Boyutları

              Kamu Maliyesi literatürü mali disiplin konusunda tek tanım üzerinde henüz uzlaşamamasına rağmen, genel kanaat mali disiplin üç indikatörle karakterize edildiği “kamu harcamaları/GSYİH, bütçe açığı/GSYİH ve dış borç/GSYİH oranları” yönündedir.

              Bu indikatörler bazında değerlendirecek olursak, geçişin ilk yıllarında geçiş ekonomilerinde mali disiplinin ciddi şekilde bozulduğunu görürüz. Buna sebep olarak geçiş sürecinin ilk yıllarında mali ve kurumsal reformlardan daha çok fiyatların ve dış ticaretin serbestleştirilmesi, özelleştirme ve liberalizasyon politikalarına önem verilmiş olması gösterilebilir. Etkin bir kamu mali sistemi oluşturulmadan bu politikaların uygulanması kamu gelirlerinde çok büyük oranlarda düşüşe sebep olmuştur. Kamu harcamalarının ise özellikle eskiden kamu harcamalarına tamamen bağlı bir ekonomi sözkonusu olduğunu dikkate alacak olursak kısa vadede azaltılamaması, kamu harcamaları ve gelirleri dengesini birinci lehinde bozmuştur. Diğer taraftan, kamu gelirleri içinde en önemli kaynak olan vergi gelirleri için gerekli altyapının oluşturulmaması bu durumu daha da olumsuz hale getirmiştir.

              Bu durumda, mali disiplinin sağlanmasına yönelik mali reformlar 1990’lı yılların ortalarına doğru başlatılmıştır. Öncelikle kamu harcamalarını azaltmaya yönelik olan bu reformlar yeni bütçe, hazine, vergi sistemlerinin oluşturulması ve mali politikaların çerçevesinin çizilmesi gibi oldukça geniş alanları kapsamıştır. 1990’lı yılların sonuna doğru geçiş ekonomilerinin çoğunda mali disiplin konusunda iyileşmeler görülmüştür. 2000’li yıllarda devam ettirilen mali reformların amacı ise mali disiplini güçlendirmeye yönelik desteklere devam etmek ve sürdürülebilir olmasını temin etmektir.

 

          1.3. Kamu Harcamalarının Durumu

              Geçiş ekonomilerinin bir çoğunda yüksek vergi oranlarının sürdürülmesine rağmen mali açıkları tamamen ortadan kaldırma imkanı olmamıştır. Bu ülkelerin büyük çoğunluğunda kamu harcamalarının GSYİH’ya oranı yüksek seviyelerde kalmıştır. Üretim düzeyindeki düşüşler nedeniyle GSYİH’nın da azalmasına ve kamu harcamalarında kesintilere gidilmesine rağmen bu oranların yüksek düzeyde gerçekleşmesi şaşırtıcı olmamıştır. Çünkü ücretler, emekli maaşları gibi önemli kategorideki harcamalarda kısa dönemde daha fazla kesintilere gidilmesi kolay olmamıştır. Diğer bir neden de, devletin rollerinin azaltılması yönündeki politikaların kapsamlı bir şekilde düşünülmüş olmamasıdır. Devlet ekonomik faaliyetlerin çoğunda yer almıştır. Belirli kamu hizmetlerinin finansmanına yönelik oluşturulmuş bütçe dışı fonlar geçişin ilk yıllarında sık sık başvurulan yöntemlerden olmuştur. Bu fonların kapatılması veya bütçe içine alınması 1990’lı yılların sonunda ancak gerçekleştirilebilmiştir. Dolayısıyla, ekonomide kamu harcamalarının büyüklüğünün ölçülmesinde bu fonlardan yapılan harcamaları da dikkate almak gerekmektedir.

              Mali reformların yokluğunda kamu harcamaları büyüklüğünün azalmasının en önemli nedeni ise kamu harcamalarında, bu yıllarda gerçekleşen yüksek enflasyon oranlarının altında bir artışın yapılmış olmasıdır. Dolayısıyla, gerçekleşen yüksek enflasyon karşısında kamu harcamalarının hem nominal, hem de reel değeri oldukça düşmüştür. Eğer kamu harcamalarında enflasyon dikkate alınarak bir artış gerçekleştirilmiş olsaydı, kamu harcamalarının gerçek büyüklüğü oldukça yüksek rakamlarda gerçekleşmiş olurdu. Ancak bu mümkün olmadığı için yüksek enflasyon oranlarındaki artışla kamu harcamalarındaki artış arasında bir fark oluşmuştur. Aradaki bu fark da sosyal maliyet olarak bu hizmetlerden yararlananları olumsuz yönde etkilemiştir (Egeli, Avni, Emsen, 2002, s.69).

 

          1.4. Bütçe Açıklarının Durumu

              Geçişin geleneksel Sovyet gelir sistemleri üzerindeki etkisi radikal ve hasarlı olmuştur. Bu ise vergi gelirlerinde, dolayısıyla kamu gelirlerinde önemli düşüşlere neden olmuştur. Sovyet geçiş süreci:

              - planları yok etmiş ve planlamalarla belirlenen satılan mallar ve fiyatlar konusunda bilgi sahibi olmayı elemine etmiştir. Hükümet bilgi sağlamak için vergi mükelleflerinin verecekleri beyannamelere güvenmek zorunda kalmışlar. Sonuçta vergi yükümlülükleri artmıştır,

              - üretimdeki, devlet teşebbüslerinin karlarındaki ve reel ücretlerdeki düşüş güvenilir gelir kaynaklarını aşındırmıştır,

              - üretici sayısındaki hızlı düşüş potansiyel vergi ödeyicilerinin sayısını azaltmış, diğer taraftan da yeni özel sektör faaliyetleri gerçekleşmeye başlamıştır. Daha öncesinden daha az sayıda mükelleflerle “yakınlık ve arkadaşlık” ilişkileri içinde faaliyet gösteren vergi idareleri şimdi binlerce, hatta milyonlarca hiç de arkadaşlık ilişkileri olmayan mükelleflerle uğraşmak zorunda kalmışlardır. Vergi idareleri çok zorluklarla oluşturulmuş ve yaşanan bu değişikliklere zor uyum sağlamıştır.

              - vergi ödemelerinin de içinde yer aldığı monobank sistemi aracılığıyla ödeme sisteminin çökmesi ve yeni dönemin ilk yıllarında ekonomik faaliyetlerde takas sisteminin de yaygın bir hale gelmesi vergisel alanların küçülmesine neden olmuştur.

              - tarım, küçük hizmet işletmeleri ve ihracat gibi üretime yeni başlayan alanlar da düşük oranlarda vergiye tabi tutuldukları için gelirlerde yine azalmalar olmuştur.

              Vergi tahsili için gerekli kaynakların henüz yeterli bir şekilde faaliyette bulunmaması, ayrıca vergi denetim ve tahsil mekanizmalarının gelişmemesi nedeniyle geçişin ilk yıllarında kamu harcamalarında önemli kesintilere rağmen, sağlanan vergi gelirleriyle bu harcamaları karşılamak imkansız olmuştur. Bu yıllarda en önemli vergi kaynağı ise yeni uygulanmaya başlamış olan katma değer vergisi olmuştur. Kamunun vergi gelirleri dışında başka kamu geliri çeşitlerine sahip olamaması, bu yıllarda kamu harcamalarının karşılanması için hükümetleri bir kamu geliri olarak emisyondan oldukça yüksek oranlarda yararlanmaya zorlamıştır. Bu ise beraberine yüksek oranlı enflasyonu getirmiştir.

 

          1.5. Dış Borçların Durumu

              Geçişin başlangıcından beri geçiş ekonomisi ülkeleri geniş anlamda borç tecrübesi yaşamıştır. Zaman içinde ülkelerin dış borç durumu yükümlülüklerini yerine getirememe durumundan, sürdürülebilir bir borç yapısına sahip olma durumuna kadar gelişmelere sahne olmuştur. Geçişin başlangıcında bu ülkelerin çok azında yüksek dış borç miktarı mevcut olmuştur. Sadece Bulgaristan, Macaristan, Polonya ve Sovyetler Birliği (Rusya) komünist döneminde GSYİH, ihracat ve kamu gelirleri oranı göz önünde bulundurulduğunda Batı’dan yüksek miktarlarda borç almışlardır.

              Bu ülkelerde ekonomik istikrarın ve geleceğe yönelik olumlu beklentilerin olmaması geçişin ilk yıllarında dış piyasalardan borçlanmayı zorlaştırmıştır. Dolayısıyla, dış borç oranlarının düşük seviyede gerçekleşmesinin en önemli nedeni buradan kaynaklanmıştır. Kamu harcamaları/GSYİH, bütçe açığı/GSYİH ve dış borç/GSYİH’nın dikkate alınmasıyla yaptığımız incelemede geçiş ekonomilerinde geçişin ilk yıllarında kamu harcamalarının büyüklüğü ve kamu geliri yetersizliği nedeniyle ciddi bir mali disiplin sorununun ortaya çıktığı görülmektedir. Mevcut durumun ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalar makro ekonomik istikrarı sağlamaya yönelik çalışmalarla yukarıda da bahsettiğimiz gibi 1990’lı yılların ortasında başlatılmıştır.

         SONUÇ

              Piyasa ekonomisi, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için önerilen bir piyasa yapısı olduğu bilinmektedir. Literatürde geçiş ekonomisi olarak anılan ülkeler de serbest piyasa tercihlerini, özellikle 1990’lı yıllardan sonra ortaya koydukları görülmektedir. Piyasa ekonomisine geçiş, açık toplum olmayı gerektirir. Uygulanacak reformlar halka bütün açıklığı ile anlatılmalı ve halkın desteği sağlanmalıdır. Demokrasi, hukukun üstünlüğü, dışa açıklık gibi kurallar piyasa ekonomisinin olmazsa olmazları olarak bilinmektedir. Örneğin, demokrasi alanında yeterli açılımı sağlayamayan, Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri, geçiş sürecinde de beklenen başarıyı sergileyememişlerdir.

              Serbest piyasa tercihini yapan geçiş ekonomilerinde reformların başarısı; ülkenin bağımsız kalması ve buna bağlı olarak reform yapabilme yeteneğine, gelişmiş ülkelere olan coğrafi yakınlıklarına, başlangıçta sahip olunan koşullara bağlı olduğu görülmektedir. Başarı performansında ticaret ve üretim artışı doğrusallığı varken, başarısız olmuş ülkelerde hem üretim hem de ticarette düşüşler gözlendiği görülmektedir.

              Ticaret ve ekonomik performans arasındaki güçlü bağlantı, hem geçiş ekonomisinin kurum ve politikalarına hem de onun temel ticaret ortaklarına bağlıdır. Ayrıca dışa açıklık ve büyüme arasındaki korelasyon için başarılı ticaret politikası reformlarına gerek duyulmaktadır. Başarılı ticaret rejimi reformu hem teknik nedenlerle hem de siyasi baskılar nedeniyle güçlükle yerine getirilmektedir.

              Orta Asya Geçiş ekonomilerinde, piyasa ekonomisine geçiş çalışmalarının yavaş ilerlemesi en açık biçimde, planlı ekonomi döneminde tümü devlet kontrolünde olan işletmelerin özel sektöre devredilmesi çalışmalarının yetersiz kalmasıyla açıklanabilir. Devletler, 13 yıllık geçiş dönemi boyunca sadece ekonomik değeri son derece sınırlı olan bir takım küçük boy işletmeleri özelleştirebilmiş, ekonomik değeri yüksek sektörlerdeki işletmelerin özelleştirilmesinde kayda değer bir mesafe alınamamıştır.

              Bağımsız Devletler Topluluğu bünyesinde olan Geçiş ekonomileri, özelleştirme politikalarında seçici davranmalı ve kendilerine örnek aldığı özelleştirmede başarılı olmuş batılı ülkelerin politikalarını kendi ekonomik ve sosyal yapılarını da göz önünde bulundurarak dengeli uygulamaları önerilebilirdi.      

 

KAYNAKÇA

AKALIN, G., (2002),Türkiye’de Ekonomi-Politik Kriz ve Piyasa Ekonomisine Geçiş” (1.Baskı), Ankara: Akçağ Basım Yayın Pazarlama A.Ş.

ALTAY, A., 2004. “Geçiş Ekonomilerinde Devletin Ekonomik Rolleri, Görevleri ve KOBİ’ lerin Durumu”, http://www.econturk.org  

BAL, H., 2004. “Geçiş Ekonomilerinde Ekonomik Büyüme ve Dış Finansman”, Bişkek.

DEMİR, M., 2004. “Kazakistan’ da Geçiş Ekonomisi Uygulamaları ve Piyasa Ekonomisine Geçiş Süreci”

                        http://www.foreingtrade.gov.tr/ead/DTDERGI/ocakozel2002/piyasa.htm

EGELİ, H., AVNİ, Ö., EMSEN, S., 2002. “Geçiş Ekonomilerinin Makro Ekonomik Performansları ve Kırgızistan Üzerine Bir Değerlendirme” Küreselleşme ve Geçiş Ekonomileri Uluslararası Sempozyumu, 2-4 Mayıs, Bişkek Kırgızistan, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi.

TANDIRCIOĞLU, H., 2002. “Geçiş Ekonomilerinde Özelleştirme” Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 4, Sayı 3, İzmir.

TANDIRCIOĞLU, H., 2002. “Geçiş Ekonomilerinde Özelleştirme”,

                        http://www.sbe.deu.du.tr/Yayinlar/dergi/2002sayi3PDF/tandircioglu.pdf

YAMAN, Ş., 2006. “Türk Cumhuriyetlerinde Ekonomik Reformlar”, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi  

YAVUZ, H.B., 2005. “Geçiş Ekonomilerinde Ekonomik Büyüme” Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi

http://www.hazine.gov.tr/stat/yabser/ti17.htm

http://www.oib.gov.tr/program/uygulamalar/yıllara_göre.htm

http://www.imf.org/external/np/res/seminars/2004/calvo/pdf/fische.pdf

http://wwwwds.worldbank.org/servlet/WDSContentServerWDSP/IB/1999/07/22/000094946 99041308525126/Rendered/PDF/multi page.pdf

 

Yorum Yaz