akvaryumda bir balıktım kimsenin gör(e)mediği ve kimsenin de fark edemediği!.. saklandığım yerden izlerdim hayatı ve hayatın içindeki insanları!.. bazen gülerdim hallerine bazen de acırdım ve her seferinde de ucuz ucuz bakardım; yaşıyoruz sandıkları hayatlarına!.. akvaryumda bir balıktım kimsenin görmediği evet gizli...
yıllar sadece bedenimizi yaşlandırırken, yaşadıklarımız ruhumuzu yaşlandırmaya devam ediyor biz izin verdikçe!.. elimdeki arşivim kalabalık… gün geçtikçe gördüklerim, yaşadıklarım, bir öfke bulutu içinde kayboluyor… sonraları gülme alıyor yerini; yaşadıklarımızdaki acizliklere!.. anladığımızı sandığımız yaşamlarımız aslında anlamadan...
1. YÜRÜRLÜKTEKİ KAMBİYO MEVZUATI UYGULAMALARI 1.1. Türk Parasının Yurda Giriş Çıkışı ...
zaman durduğunda, nefesin yokluğunu hissedecek olan beden! belki de ruhun kayboluşunda can bulacak, tekrar tekrar yaşamak istediği arzularını!.. o zaman geldiğinde, hayat damarlarında akıtamadığı kan; son bir istekle, korkuyla kaçmaya çalışacak damarlarında ölümün!.. ve işte o zaman belki de...
ne kadar uçmak istesen de uçamıyorsun uzaklara… kaçamıyorsun yarınlarda!.. elinden alınsa da herşey acılarına küsemiyorsun yarınlarında ve bir sızı dillenir oluyor yüreğinde bilmediğin bir rüzgar eşliğinde kulağına fısıldayan cümlelerde… duyduklarındaki bilinmezliklere şaşıyorsun ve o ara küskünlerine gülerken buluyorsun kendini!.. gariplikler...
sesim çıkmıyor hayır acizliğimden değil bu! sesim çıkmıyor ki konuşmayayım kötüyü! gerçekliğin yoğunluğunda neden boğulur insan evladı! korkar mı bilinçaltına sakladıklarından yani temeli korkaklığı mıdır bilinçaltındakilerin! peki bilinçaltı saklayabiliyorsa bunları insan neden korkularını yenmeye çalışmaz aksini ispatlamayı ister! haa bir...
bazı değer yargıları vardır görüp geçirdiğimiz!.. hani adına “benim sınırım da bu kadar” dediğimiz! işte bu değer yargıları nedense değişim gösteriyor kişiden kişiye!.. bazısı seviyor yaptıklarını, bazısı da sevemiyor kendine yapılanları!.. sorduğumuzda ikisine...
pembenin içine girdim içine girdim simsiyahtı… siyahın içine girdim pembeydi… acaba ben mi göremiyordum yoksa gerçekten gördüklerim mi yanlıştı!..
gözümden süzülürken iki damla yaş yüreğimde bahar çiçekleri açıyordu umuda doğru… halbuki ne kışlar görmüştüm baharlarda! acaba acaba bundan mı bilirim iki damla gözyaşının kıymetini yüreğimin derinliklerinde!..
inanılan gerçekler, yaşantılarda esir bırakır bilinmezlikleri!.. belki de bunlardır buna sebebiyet veren yani kuşkular! insan bilmediği veyahut bildiğini sandığı şeylerden kuşku duyar ki bu kuşku yer için için bütün doğruların üstünü!.. ve doğruluğu örtmeye çalışır yanlış düşüncelerinde! uzağa atılan...
güneşin parlaklığıdır insanı ısıtan ve bir tutam sudur yaşama tekrar hayat veren… en son ne zaman tattın yaşamayı, en son ne zaman gördün hayatı ve en son ne zaman yaşadın...
bir parça huzurdu istediğimiz bir dokunuştu bazen de bize yaşadığımızı hissettiren ve o gözlerdi beni tekrar hayata bağlayan… tutunduğum nokta da yaşantıma, dağ gibi büyümekte olan kalbim ve gücü(m)(n)(müz)… gerçeği… gerçekliğin tam...
büyürsün. yavaş yavaş büyüdüğünü hissedersin önce, anlarsın yaşamı. daha doğrusu anladığını sanırsın hep… sonra sonra isyan edişlerin başlar, annene, babana, kardeşlerine… ardından ilk acılarını tatmayı başlarsın, büyürken görürsün, yaşarsın bunları… karanlıklara kaçarsın sonraları belki iyileştiririm ruhumu dersin. acıların eşliğinde...
yorgun vakitlerde anlardım; hayatın anlamını! ve bilirdim de gökyüzünün bütün renklere sahip olduğunu… ama yine de yine de kıskanırdım gündüzleri gecelerimi kısa kılmasından!.. bir sızı tellenirdi o ara küçücük mini minnacık yüreğimde… adı ile...
süzülen yağmur damlalarında irkilirdi benliğim korkardım yalnızlıktan da… lakin çoğu zaman da yalnız kalırdım… ve anlardım yalnız kaldığımda insanlığı!.. şimşekler çakarken gökyüzüne içim ezilirdi… dile getiremediğim duygular, cereyan ederdi o ara odama vuran ışık cümbüşleriyle… ...
güneş-siz-im gece vakit-siz-im… yarını hem düşünüp hem de ya-şa-ya-mı-yor-um artık… ve inanmıyorum da aynalara evet onlarda yalan söylüyorlar yaşlanmadı(k)m… güneş-siz-im gece uyku-suzu-m sevgiye ve bir elmalı şeker tadında arzuluyum sana… gidemiyorum gece seni sevemiyorum bende! anlam-siz-im evet karar-siz-im yine lakin nefes...
tüketilen zamanlar içinde yaşar insan tükettiğinin de farkında olmadan… yalnız yaşadığını sanarak hayaller kurar ve tek kişilik yaşadığını sanır… oysa öyle bir ipin üzerinde sallanır ki hayatlarımız, göremeyiz! ipin üzerinde yaşarken; ciddiye alsak...